Logo

SEÇİM, NE ZAMAN!

 

Umut abla, ben sadece bakımlı olmak, güzel giyinip şöyle etek ceket, elime çantamı alıp işe gitmek istiyorum, dedi. Bu sene üniversite sınavına giren, hangi bölümü yazacağını bilmeyen bir genç kızın ifadesi idi bunlar. Annesi ise kaygılı, heyecanlı, öfkeli, ağlamaklı… Bir sene boyunca, istisnasız beni her gördüğünde, her merhaba’dan sonra, aynı ifadeler, aynı ümitsizlik, kaygı içinde, Umut hanım’cım diye nazikçe başladığı hiç soluksuz konuşmasında, kendince yaşadığı çaresizliği dile getirdi,  her defasında… Bu karşılaşma bana her seferinde nicelik olarak çokça ve uzun süre gündeme oturmuş bir konunun aslında çoktan gündemden düştüğünü düşündürdü gene

Bizim mesleğimiz  “hazır yakalamışken” mesleklerindendir, hazır yakalamışken, hazır laf gelmişken, hazır  görmüşken, hazır bulmuşken….her daim hazır olan, ertelenmiş-gecikilmiş bir konu, soru, sorun, sıkıntı, şikayet dile gelir, getirilir… Çok fazla söz,  çok fazla şikayet  de zaten bu gecikmenin habercisidir. Bu olayda da üniversite sınavına girmiş bir genç kızın “hangi bölümü” yazacağını, hangi mesleği seçeceğini bilmemesi, bilememesi, gündeminde gözükmemesi bir kişinin yani “annenin” gündemini fazlasıyla belirlemiş gözükmekteydi.

Bir insanın dönüm noktalarından biri olan meslek seçimi, aslında daha öncesinde seçim yapma, geleceğini yaratma, sorumluluk alma,  hedef belirleme, iç motivasyonu dinamik tutma, disiplin, araştırma, neden-sonuç ilişkisi kurma, neyi niçin istediğini bilme, ne gibi bedensel zihinsel, ruhsal özelliklerinin, yeteneklerinin, ilgilerinin, değerlerinin olduğunu yani kendini bilme ve tanıma ile ilgilidir. Mesleği sadece kazanç sağlamak amacıyla düşünerek seçenler, yeter ki bir yere “kapağı atayım”,  üniversiteli olayım diyenler, bakarız olmazsa olur babam sağolsun diyerek hafife alanlar kısacası seçimlerinin arkasında duramayanlar, seçimlerini, geleceklerini dolayısıyla kendilerini  küçümseyenler, ileriki yıllarda aynı konuda farklı yakınmalarla karşı karşıya kalırlar.

Bu şekilde seçim yapanlar anne-baba olunca çocuklarının da aynı yanılgıya düşeceğinden korkanlar, bu korkuları ile yapıp ettikleri ya da yapmadıkları ile “gerçekleşen kehanet”i yaratırlar

Yazının başında dediğim gecikme, çocuklarda “karar verme becerisi” ni geliştirmemiş, buna izin vermemiş, çocuklarını bağımlı kılmış ailelerin çocuklarında, aşırı korumacı veya aşırı baskıcı aile ortamında maalesef gelişememekte, gelişmemektedir. Oysa ki her türlü SEÇİM karar verme ve kendini tanıma ile doğrudan ilişkilidir. Açılımı sayfalar alacak bu konuda “yumurta kapıya dayanmadan”, yani sorun sorun olmadan söylenecek, dinlenecek, öğrenecek, yapılacaklar var; çok öncesinden, hatta erken çocukluk döneminden… Sonra biçtiğine hayıflanmamalı insan.

Şimdi bu yazıyı okuyan ebeveynler tek şuçlu biz miyiz? diyerek alıngan bir tavır içine girebilir,  böyle bir tavır aslında anlatmak istediklerimizi de doğrular niteliktedir

Ama bunun ötesinde bir suçlu aranmadığını anlamak, eğitim sistemi içinde eksikliklerin, yanlışların olduğunu kabul etmek, bu süreçte sadece ebeveyn olarak bizim yapabileceklerimiz neler olduğuna odaklanmak ta farklı bir bakış açısı, SEÇİM  olabilir. Bu yazıda konu ettiğim genç arkadaşa gelince, seçtiği meslekte “rahat ve hareketli olmak, güzel giyinmek, arz-ı endam etmek” isteyen bu genç arkadaşım aslında annesinden daha gerçekçi idi bana göre, çünkü  annesinin ona uygun gördüğü bölümler, aslında ona değil bir başka çocuğa, besbelli…