 |
TERBİYELİ BÜYÜKLER TERBİYESİZ KÜÇÜKLER
Kişi gerçeği kalbiyle görür, esas olan gözle görülmeyendir. Küçük Prens
Dün gece gökyüzü, halk arasında 'yıldız kayması' olarak da bilinen meteor yağmurlarına sahne oldu
Ben (sıkça ifade edilen ve kendisiyle beraber birçok kavramı da içine alan bir kavram olan “eğitim” üzerine) bir şeyler yazmayı düşünürken ve gökyüzünü seyre dalmışken, yıldızlara her baktığımda aklıma, gönlüme düşen “Küçük Prens”i hatırlamadan edemedim yine, yeniden. Özellikle zihnimin arka planın da “eğitim” ve “eğitime dair olanları” düşünürken, eğitimin “nasıl”ını incelikli bir şekilde anlatan sözde çocuk kitabı olarak bilinen aslında çocuklardan önce büyüklerin tanışması, okuması, anlaması, üzerinde düşünmesi gereken bir kitap Küçük Prens.
Eğitim ve öğretimin nasıl olması gerektiğini inceleyen bir bilim dalı olan “eğitim bilimleri” alanından mezun ve alanda çalışmış biri olarak eğitimin ne derece önemli ve çok boyutlu olduğunu söyleyebilirim. Eğitim; her şeyin birbiri ile ilintili olduğu her parçanın kendine özgü olmakla birlikte aynı zamanda bütünün bilgisini taşıdığı bir alandır.
Eğitim denince ilk akla gelenlerden biri de “çocuk eğitimi, terbiyesi” dir. Bu seçicilik çocuk eğitimine ÇOK önem verildiği için mi yoksa eğitilecek olanın SADECE çocuklar olduğuna inanıldığından mı bilinmez ! Bizim toplumumuz için cevap Türk Dil Kurumunun “eğitimi” tanımlamasında yatmaktadır. Türk Dil Kurumu, eğitimi “çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye.” olarak tanımlamaktadır. Oysa eğitim bireyin doğumundan ölümüne süregelen bir olgudur, her kesimden herkesi ilgilendirir, makam, şan, şöhret, yaşlı, genç, köylü, şehirli dinlemez. Gelelim Küçük Prens’e ve onun “terbiye” anlayışına… “Her gezegende olduğu gibi, benim gezegenimde de yararlı ve zararlı bitkiler var. Yararlı tohumlar yararlı bitkiler, zararlı tohumlar ise zararlı bitkiler meydana getirtir. Toprağın derinliklerinde uyurlar. Sonra bir gün bir tanesi uyanmaya karar verir. Bir filiz çıkar ortaya. Bu bir turp filizi ya da gül fidanıysa dilediği gibi büyümesine izin verilir. Yok eğer yabani bir bitkiyse, derhal sökülmelidir. Benim gezegenimde de böyle zararlı tohumlar var. Bunlar baobap tohumları. Eğer bir baobap filizini zamanında sökmezseniz, ondan bir daha asla kurtulamazsınız. Gezegenin her yerini kaplar. Kökleri toprağın derinliklerine doğru ilerler. Eğer gezegeniniz çok küçükse ve baobaplar da fazlaysa, o zaman gezegen patlayabilir. BU BİR TERBİYE MESELESİ... Sabahleyin kendi bakımınızı yaptıktan sonra, sıra gezegeninizin bakımına gelir. Bunu büyük bir dikkatle yapmalısınız küçük baobap filizleri gül fidanlarından ayırt edilebilecek kadar büyüdüklerinde, onları sökmelisiniz…” diyor Küçük Prens.
Fazla söze gerek yok, 35 satırımızda zaten dolmak üzere..
Küçük Prens’i okumak, anlamak, üzerinde düşünmek lazım
Bu da TERBİYE ve aynı zamanda MEMLEKET MESELESİ… .  |